Minas Tirith


Aragorn ve Rohan Süvarileri'nden ayrılan Gandalf ve Pippin, Isengard'tan insanların yaşadığı ve Mordor'un karanlık bölgesini sınırlayan güneydoğu ülkesi Gondor'a, Gondor'un en büyük şehri olan Minas Tirith'e doğru hızla at sürerler. Beyaz taştan şehir, uçsuz bucaksız bir tepenin kenarı boyunca yedi kademeli yüzeyler üzerine inşa edilmiştir.


Gandalf ve Pippin, ölü ağacın bulunduğu bir avluya açılan Kale'nin kapısına ulaşırlar. Kule Muhafızları, Gandalf ve Pippin'in girişine sorgusuz sualsiz izin verir. Gondor'un Vekilharcı Lord Denethor, tahtın basamaklarının dibinde siyah bir taş sandalyede oturuyordur. Denethor, orkların elinde ölen oğlu Boromir'in kırık boynuzunu tutmaktadır. En başından beri, Gandalf ve Denethor arasında gözle görülen ancak dile getirilmeyen bir gerilim vardır.


Denethor, Pippin'e büyük ilgi gösterir, Boromir'in nasıl öldüğünü öğrenmek istemektedir. Pippin, Gondor'a ve Vekilharcına bir borcu olduğunu düşünür ve garip bir dürtüyle, kılıcını hizmet ve kefaret için Gondor'a sunar. Gurur duyan ve eğlenen Denethor, Pippin'i muhafızlarına kabul eder.


Denethor, Gandalf'ı kasten görmezden gelerek Pippin'e kardeşlik hakkında sorular sorar. Pippin, Gandalf'ın öfkelendiğini hisseder. İki yaşlı adam yoğun bir şekilde birbirlerine bakarlar. Sonunda Denethor, Gandalf'ı güce aç bir manipülatör olmakla suçlar. Denethor, Kral Gondor'a dönene kadar tek başına hüküm süreceğini, Gandalf ise, tek amacının Orta Dünya'daki iyiliği korumak olduğunu söyler.


Görüşmeden sonra Gandalf, Pippin'e Denethor'un zihnin okuma yeteneğine sahip olduğunu açıklar ve ona karşı dikkatli olması konusunda uyarır.


Pippin, bir asker olan Beregond ile tanışır. Beregond, Gondor'un devam eden çatışmadan sağ çıkacağına dair çok az umut olduğunu ifade eder. Beregond'un küçük oğlu Bergil ve Pippin, müttefik güçlerin sehre girişini izler; takviye kuvvetler beklenenden daha azdır.

O gece Minas Tirith'in üzerine kara bir bulut çöker ve korkunç bir kasvet kaplar. Gandalf, Pippin'e bir süre için şafak olmayacağını, çünkü Karanlık'ın başladığını açıklar.


Gandalf ve Pippin karanlıkta Gondor'a giderken karanlık ve bilinmezlik fikri bu bölümde önemlidir. Minas Tirith şehri, özellikle İnsan ırkı için iyiliğin ve umudun sembolü olarak Gondor ve Mordor'un eşiğinde duruyor. Yüzüklerin Efendisi'nde gördüğümüz Elflerin ve Hobbitlerin şehirleri Orman vadilerinde veya kırsal alanlarda gizlenmişken ziyaretçilerini huzurla karşılar. Buna karşılık Minas Tirith, bir dağın yamacında, yedi daireye oyulmuş olarak cesurca yükselir. İnsan ırkının cesurluğunun, direncinin ve yüce hırsının bir resmi gibidir. Birçok eski dinde, yedi sayısı mükemmellik sayısı olarak kabul edilmiştir ve şehrin yerden yükselmesi, cennete doğru yükselmeyi temsil eder. Dahası, şehir beyazdır, Mordor'un karanlığının tam aksine, bize ruhun saflığını hatırlatır. Minas Tirith, her anlamda iyiyi ve idealizmi temsil eder, insanları ilerleme duygusuyla birlik içinde bir araya getirir.
Bununla birlikte, şehrin büyük olmayı arzularken, amacına ulaşmadığına dair de birçok işaret vardır. Pippin, avlu çeşmesinin üzerindeki ağacın ölü olduğunu, dallarının kırıldığını ve şehrin çürüme ve boşluktan muzdarip olduğunu fark eder. Minas Tirith'in bu tasvirinde Tolkien, eski mitolojilerde sıklıkla karşılaşılan, yaralı bir kralın, o düzelene kadar çorak ve verimsiz kalan topraklarını anlatır. Minas Tirith'in boş evleri, hüzünlü ağaçları ve bir kraldan yoksun boş tahtı vardır.
Gondor Vekilharcı Denethor, emrindeki şehir gibi, içsel çürümenin, paranoyanın ve korkunun varlığını yalanlayan bir duruşa ve görünüme sahiptir. Denethor ne tamamen takdire şayan ne de tamamen yozlaşmış biridir. Denethor'un, Yüzüklerin Efendisi'nde şimdiye kadar yakından tanıdığımız ve kesin olarak güvendiğimiz bir figür olan Gandalf'tan bu kadar bariz bir şekilde hoşlanmadığı gerçeği bir şeylerin yolunda olmadığı konusunda bizi uyarır.

4 görüntüleme0 yorum